Araba modelleri
 
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Şubat 06, 2012, 02:59:10 ÖÖ
Duyurular: Araba Tanitimi Sitesi - Volkswagen Araçlari - Mini Arabalar Mini cooper - Vosvos Teknik Bakim Modifiyeleri - Vosvoscularin Forum Sitesi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  
Kasım 02, 2008, 05:17:05 ÖÖ #0
dinikonu

Vosvoscular karadeniz yolunda

Anatolia Vosvos Derneği olarak 4 Vosvos ile tüm Karadeniz`i kat edip Sarp Sınır Kapısı`ndan öteye bir mendil sallamak için, Amasra`da, Sinop`ta, Hopa`da yapılan çevre katliamlarına az da olsa dikkat çekebilmek için, Barış`a, Kâzım`a `memleketinize geldik, nereyesunuz ula?` demek için gerçekleştirdiğimiz ve 10 gün süren gezimiz, geçtiğimiz hafta içi son buldu. Onlarca anı, 3.300 kilometre, 15 vilayete değdirilmiş tekerlek izleri ve buna imza atan 15 macerasever insan. Hikâyemiz, bir memleketin enine kat edilişinden daha fazlasını içeriyor...

KARAR AŞAMASI BİLE AYLAR SÜRDÜ

Aylar önceydi sanırım, 2007`nin Eylülü veya Ekimi... `Var mısınız Karadeniz`e?` diye ortaya atılan bir söz ve arkasından derneğin kuruluşundan beri beni etkileyen `Bir Vosvosun penceresinden Anadolu...` kelâmı. Gelenler bir eklendi, bir çıktı. En sonunda 5 Temmuz sabahı İstanbul`dan `Haydeee` diyerek koyulduk yola... Sabahın köründe, her yan güne varmadan yola çıktık. On günlüğüne ara vereceğimiz strese, trafiğe, sıkıntıya, dalavereye ve sıkılmışlığa el sallarken hınzırca, İzmit`e varmıştık bile. Teybimizde ise Kâzım çalıyordu; `Terk ediyorum bu kenti...`

PLAN MI? O DA NE Kİ...

Sakarya`yı geçmiştik ki ufak arızalar yaşamaya başladık. Sorunları kendimiz halledecektik bu gezi boyunca. Araçlarımız arıza yapsa da şaşırtıcı olan her seferinde ilerlemeye devam etmemizdi. İlk gün hedefimiz Safranbolu`ydu ve öğlen varmamız gerekiyordu `plana göre`. Ancak akşam saatlerinde varabildik. `15 saatte Safranbolu` tümcesini ürettik bu gidiş sonrasında ve günlerce de dilimize dolayacaktık. Bir de bu geziye gelmeden önce bir çoğumuzun bilmediği gaz teli, platin, meksefe, supab ayarı, karbüratör, balata kelimelerini birebir öğrenip, benzini biten bir karavana nasıl hortum sokulur öğreniyorduk. Bu gezi eğitici bir hal almaya başlamıştı bile!

O yorgunlukla Safranbolu`ya vardığımızda plana ufaktan bir dokundurup yarım günlük gecikmeyi hemen sarkıttık. Gece yapılacak iki şey vardı. Tarihi Cinci Hamamı`na bir uğramak ve uyumak... Önce hamamın yolunu tuttuk. Hamam 1600`lü yıllarda inşa edilen ve iç yapısı ile oldukça etkileyici tarihi bir hamam. Cinci Hoca lakaplı Kazasker Hüseyin Efendi tarafından yaptırıldığından dolayı Cinci Hamamı adını almış. Hamamda geçirdiğimiz zaman diliminde oldukça eğlendik, günün yorgunluğunu attık ve uykuya dalmak üzere konağa geri döndük.

YENİ BİR GÜNE UYANMANIN SAADETİ...

Safranbolu`da güne dinlenerek uyandık. Safranbolu`nun güzelliklerini görmek için yollara düştük. İlk durağımız Yemeniciler Arastası`nda ki Boncuk Kafe`ydi. Otantik bir mekânda, tavşan kanı çaylarımızla, dışarıda yağmur çiselerken, masada `yok yokken` leziz bir kahvaltı yaptık. Bu kahvaltı hâlâ dillere pelesenk... Sonra arasta içinde alışveriş yaptık. Ardından Köprülü Mehmet Paşa Camisi avlusunda yer alan ve Cinci Hamamı gibi 1600`lü yıllarda yaptırılan, Osmanlı Dönemi`ndeki 95 tane güneş saatinden biri olan güneş saatini inceledik. Safranbolu`nun neredeyse her yanını kuş bakışı gören Hıdırlık Tepesi`ne çıktık sonrasında. Elimizde hâlâ uzun yıllardır üretilmeye devam eden, gelenekselleşen Bağlar Gazozları ile şehr-i Safranbolu`yu izledik, durduk. Karşıdan Saat Kulesi, şu an müze olarak kullanılan eski Kaymakamlık Binası`nı ve UNESCO tarafından korunmaya alınan yüzlerce Safranbolu Evi`ne baktık, durduk.

BARIŞ`IN MEMLEKETİNDEYİZ...

Öğleden sonra Amasra`ya doğru yola koyulduk. Barış Akarsu`nun memleketine bir merhaba deme niyetimiz vardı. Safranbolu–Amasra arası yaklaşık 100 kilometreden oluşan, asfalt ama tırmanma ve inişin oldukça bol olduğu bir yol. Dört hava soğutmalı Volkswagen sıra sıra dizilip Safranbolu`nun yüksek rakımından deniz seviyesine doğru yol aldık önce. Bartın`a az bir mesafe kala, tabelasında 59 model bir Vosvosun bulunduğu Uluyayla sapağında bir nefes aldık. Bir önceki kaçamağımız olan Bozcaada`dan getirdiğimiz şaraplardan bir tanesini burada açtık ve afiyetle içtik. Yola devam ederken tablolara konu olacak güzellikte ağaçların arasından geçiyorduk. Yolun iki tarafından yolun üzerini tamamen kaplayan uzun ağaçlar...

Bartın içinden Amasra`ya varmak için yola koyulduk. Amasra, deniz kıyısında bir yerleşim yeri fakat ulaşabilmek için bir dağı aşmak gerekiyordu. Biz de öyle yaptık. Amasra`ya vardığımızda her yanda Barış Akarsu posterleri vardı. Evlerin camında, reklam panolarında, parklarda, elektrik direklerinde... Bir de bu yıl ilki gerçekleştirilen Barış Akarsu Kültür ve Sanat Festivali olduğu için daha bir hareketliydi Amasra. Kent içine girdiğimizde çevre gönüllüsü dostlarımızdan aldığımız `Termik Santrala Hayır` dövizlerini hemen araçlarımıza iliştirdik. Burada kalış süremiz çok uzun olmadığından serbest zaman ilan ettik. Kimimiz Amasra Kalesi`ne çıkıp dürbünle Tavşan Adası`nı ve limanı gözlerken, kimimiz alışveriş yapmaya verdi kendini. Bir grup arkadaşla biz denize giren tayfadaydık. Bir grubumuz ise festival alanına gidip akşam yapılacak konser hazırlıklarını takip etti. Tüm grup parça parça buluşma noktasına gelirken çevre gönüllülerinin kurduğu standa uğrayıp termik santral istemediklerini belirttik ve imza kampanyasına katıldık. Sözcü ile uzun bir görüşme sonucunda mücadelenin oldukça başarılı geçtiğini, Amasra`nın direndiğini öğrendik. İstanbul`dan tüm gücümüzle destek olduğumuzu belirtip, ayrılmak üzere yola koyulduk.

DAĞLARI AŞA AŞA...

Cide ile Ayancık arasını 7 saati aşkın bir sürede ancak alabildik. Doğanyurt, İnebolu, Abana üzerinden Ayancık`a ulaştık. Fakat ulaşıncaya kadar da Karadeniz`in en zorlu yolunu görmüş olduk. Sayısını unuttuğumuz dağlar, tepeler, patikalar aştık. Virajları bir bir geçtik. Yol kenarlarında durup kayısı, elma, erik ağaçlarından göz hakkımız olan meyveleri topladık. Ayancık`ı geçtikten hemen sonra Bahçeli diye bir yere geldik. Orada Ağaçlı Köyü ve deniz kıyısında müthiş bir alan gördük. Hemen gidip kamp yapıp yapamayacağımızı öğrendik. Ve müthiş bir kamp için hazırlıklara başladık. Batı ve Orta Karadeniz`in en lezzetli balıklarından biri barbundur ve barbun bu mevsimlerde oldukça lezzetli olur. Balıkçı bir amcayla tanıştık ve kendisinden bir kova barbun aldık, ayıkladık ve masamızın başköşesine koyduk. Akşam için çadırlarımız, masamız, mezelerimiz, sohbetimiz her şeyimiz hazırdı. Keyifli ve hâlâ konuştuğumuz bir gece yaşadık... Güzel bir gecenin ardından ertesi gün Vivaldi ile güne uyandık: The Four Seasons– Summer...

Sinop`a vardığımızda öğle olmuştu. Deli dalgaların duvarlarını yaladığı Sinop Hapishanesi`ne doğru yola koyulduk. Şehrin içine girmeden şu an müze olarak kullanılan hapishaneye ulaştık. Meydanda Diyojen Anıtı önünde fazla durmadık, gölge etmek istemedik zira!

Halen hayatta olan ve yıllarca hapishanede gardiyanlık yapmış Pala ile sohbet edip, içeride mahkûmlarla ilgili anılarını dinledik. Sonra saatlerce geçmişe yolculuk yaptık Sinop Hapishanesi`nin içinde. Sabahattin Ali, Refik Halit Karay, Mustafa Suphi, Burhan Felek gibi isimlerin yattığı Sinop Hapishanesi`nin avlusunda gezindik, volta attık, hep birlikte şarkı söyledik: `Aldırma gönül, aldırma, gönül aldırma...`

Sinop içinde kısa bir gezintiden sonra yönümüzü yine doğuya çevirdik ve Samsun`a doğru yola çıktık.

BAFRA`DA PİDE YEMEDEN OLMAZ...

Karadeniz`in sahil kıyısının yolları Sinop`tan sonra düzelmeye başladı. Akşamüstüydü ve Sinop sınırlarından çıkmak istemiyorduk. Yollar, ağaçlar, deniz ve yeşil çok farklıydı Sinop`ta. Not ettiğimiz şey ise bir daha Sinop`a gelip, uzun uzun kalmaktı elbette. Kaplumbağa hızında seyreden yolculuğumuzu yol müzikleri keyifli kılıyordu. Müzikler üzerine sohbetler ediyorduk. Sözlerimizi balla kesiyorduk bir leylek gördüğümüzde, bir köy çeşmesi yanında duracakken ya da `hey özgürlük!` deme gereği hissettiğimizde... Yollarda salına salına, özgür ve gerçekten kafamıza estiği gibi ilerliyorduk. Keşmekeş, plan ve program günübirlik oluşuyordu. Bu da taa sonraki planlara bakıp önümüzdeki taşa takılıp düşmemizi önlüyordu elbette. Ama arızalar canımızı sıksa da, gezi öncesi yaptığımız ve günlere böldüğümüz yolculuk eskizimiz çok şaşmış olsa da `Hopa`ya varma sevdası`ndan hiç vazgeçmedik. Ve sevdiğimiz tümceyi hep söyleyedurduk: `Biz yolda olmayı seviyoruz...`

Bafra`ya vardık ve hemen Bafra`nın en güzel pide yapan yerlerinden birine gittik. Bafra pidelerimiz ince ince, sert hamurlu, misafir olduğumuzdan dolayı olacak ki bol malzemeli ve oldukça lezizdi. Afiyetle yedikten sonra ertesi günü düşünmeye başladık. Ordu Vosvos Şenliği`ne katılıp `Hacı` olmak istiyorduk. Vosvos camiasında Ordu`nun böyle bir özelliği vardı ve grup içindeki birçok arkadaşımız hacı olmamıştı... O halde gecenin bir vakti telsizlerimizden birbirimize şarkılar söyleyerek, şiirler okuyarak, gecenin silinmeye yüz tutmuş yol çizgilerinin üzerinden kezlerce geçerek Ordu`ya vardık.

HAYDİ HACI OLMAYA GİDİYORUZ!

Çambaşı Yaylası merkeze 40 kilometre de olsa, dar ve dik patikaları ile bizi oldukça yordu. Her bir yokuşun bitişinde `bu son yokuştu herhalde` desek de bir sonraki yokuşta bunun son olmadığını anlıyorduk. Her yan fındık ağaçlarıyla doluydu. Önceleri çekine çekine topladık fındıkları ama denizden bir kova su alıyormuşuz hissi uyandı etraflıca baktığımızda ve her tarafta fındıkları gördüğümüzde. Uzun bir tırmanışın ardından bu yıl 10`uncusu düzenlenen şenliğe katıldık. Ortalık Vosvos ve karavandan geçilmiyordu. Bize de bir yer gösterildi ve obamızı kurduk. Yaylada elektriğimiz vardı, köy bakkalımız vardı, suyumuz, tuvaletimiz, her şeyimiz. Anatolia`nın bıçkın delikanlıları hemen kurumuş odunları akşamki kamp ateşi için hazırlarken, bir grup da ortama aydınlatma çekti. Müzikler, yemekler, bakımlar, gelenlerle yaşadıklarımızın paylaşılması ile yaylada eğlenceli bir gece geçirdik. Ordu Vosvos Şenliği`ni düzenleyen ağabeyimiz Enis Ayar, Yayla Bar ile bu yıl şenliğe daha bir şenlik katmış. Tüm vadiyi ayaklarımızın altına getirmiş sağ olsun. Buz gibi rakı içme keyfimize kimse dokunmasın bundan böyle...

AKÇAABAT KÖFTESİ BİR HARİKA...

Gün biter, yollar başlar yine gezide. Yıllardır uzaklardan duyduğumuz köftenin tadına varmak için olsa gerek, Akçaabat`a varmak hiç de zor olmadı. Upuzun bir masa, piyazlar, köfteler ve nefis bir servis ile Körfez Köfte`de mayıştık kaldık. `Hesap ne kadar tutacak acaba?` derdindeydik ki bizim gruptan bir arkadaşımızın tanıdıkları olduklarından, müessese sahibinin `ne hesabı daa, o kadar yoldan geldiniz, hayde güle güle hemşerum` gibi sıcak bir uğurlaması ile karşılaştık. Yüzümüzde tebessüm ile kalacağımız öğrenci yurduna yerleştik.

Ertesi sabah Karadeniz`in başkenti sıfatının yakıştırıldığı Trabzon`da Sümela Manastırı`nı, Sürmene`yi ve Uzungöl`ü gezdik. Araçlarımızı merkezde bırakıp bir tanıdığımızın minibüsüne binip tek araç, tek eğlence ile tam gün, dolu dolu gezdik. Ertesi gün, büyük gün... Yollara iz bırakmak için çıktığımız yolculuğumuzun, yollarda olarak keyiflendiğimiz yolculuğumuzun, `Hopa`ya varmalı` tümcesinin hayata geçirilişi olacak. Önce uyumalı, ardından derin bir nefes ile Karadeniz`in tamamını arşınladığımızı içimize çekmeliyiz.

HOPA`DAYUK!

Çayeli`nde çay fabrikaları sıra sıra dizilmiş. Memleket amma da çay içiyormuş vesselam, yerinde gördük, öğrendik. Hüsrev Lokantası fasulyeyi bir başka güzel yapıyor. Gün öğlene varmamış, karnımız tok ama o kadar yol tepmişiz ve Hüsrev`e uğramadan edemeyiz değil mi? Çektik sağa... Tadına baktık, damağımıza değdirdik ve `ateş almaya mı geldiniz uşaklar` diyen Hüsrev`in sahibine `önemli bir işimiz var` diye veda ederek heyecanımızı da yanımıza katıp yolları dalgalarda giden sörfçüler gibi aştık.

Önce Arhavi göründü, ardından Hopa. Tebessüm beraberimizdeydi işte o an. Merhaba ey Karadeniz`in asi yeri, merhaba Karadeniz`in hırçın çocuğunun memleketi, merhaba adam boyu dalgalar, merhaba Hopa Festivali, merhaba Gürcü evleri, sosyalist başkanım, atmacalar, yeşiller, deniz, umuda açılan kapılar, merhaba ey `uzaklardan geldik biz` diyeceğimiz insanlar, bir avuç rüzgar, çiseleyen yağmur, barajlara, nükleere, hidroelektrik santrallara karşı duran çevre gönüllülerine, merhaba Sarp`ın öte yanı...

O an dinlenebilecek en güzel parça için elimizi müzik çalara attık ve hep birlikte dinledik; Kazım Koyuncu`dan Sarpi Moleni...

Mustafa Dermanlı
Çevrimdışı  
Sayfa: [1]   Yukarı git
Gitmek istediğiniz yer:  

programlar   Wap Forum | Wap | Wap2 | RSS | XML | sitemaps |  Sitemap-Html araba bilgisi  oto temizlik ürünleri  araba  resimler  ilginç olaylar  vosvoscular  Genel
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847 848 849 850 851 852 853 854 855 856 857 858 859 860 861 862 863 864 865 866 867 868 869 870 871 872 873 874 875 876 877 878 879 880 881 882 883 884 885 886 887 888 889 890 891 892 893 894 895 896 897 898 899 900 901 902 903 904 905 906 907 908 909 910 911 912 913 914 915 916 917 918 919 920 921 922 923 924 925 926 927 928 929 930 931 932 933 934 935 936 937 938 939 940 941 942 943 944 945 946 947 948 949 950 951 952 953 954 955 956 957 958 959 960 961 962 963 964 965 966 967 968 969 970 971 972 973 974 975 976 977 978 979 980 981 982 983 984 985 986 987 988 989 990 991 992 993 994 995 996 997 998 999 1000
Sitemap
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21