

Land Rover Freelander 2, tasarım açısından olgun bir ifadeye sahip olsa da; bir o kadar da genç olmayı başarabilen ender örneklerden
ARAZİ ARACI TERİMİNİN içinde aslında enteresan bir ironi vardır. Bu araçların nosyonu sizi sıradanın dışına çıkarmaktan geçer. Yolların gittiği ve dolayısıyla herkesin gidebildiği coğrafyalarla sınırlı kalmaktan alıkoyar. Yolun bittiği yerden de size devam etme şansını arazi araçları verir. Aslında bir nevi "arazi olma" hakkınızı kullanabilir siniz; hem de tam anlamıyla.
Land Rover da bu çerçevede sanı yoruz, western filmleri denince John Wayne'in akla gelmesi gibi bir şeydir. Zorlu zeminlerde onun yeri bir başkadır. Var oluşunun nedeni, tüm kökleri buna dayanır.
Herhangi bir offroad tartışması söz konusu olduğunda Land Rover markası hep üç büyükler içerisinde olmuştur ve hatta en çok şampiyon olan olarak anılır grubun içerisinde. Peki neden bu kadar çok taraftar kitlesine sahip. Ya da; neden arazide bu denli yeteneği var. Cevabı çok uzun ancak kısa bir açıklaması var, çünkü onun adı Land Rover.
Ancak söylemden, bizim Silahlı Kuvvetler'deki "Land'dan" bahsetti ğimiz anlaşılmamalı. Yani o sadece arazi aracıdır demiyoruz elbette. O nedenle çerçevesini iyi çizip içini de doldurmah. İngiltere'nin kendine has markasının yıllar içerisinde geliştirdiği imajı şöyle bir analiz ederseniz; şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor. Land Rover arazide yol almak üzere yola çıkan felsefesinin üzerine, yol kabiliyeti, lüks ve her şeye rağmen konfor öğelerini katmakta çok usta. Bu bahsettiğimiz öğeleri aynı potada eritmek ve bunu layıkıyla yapmak üzerinde duru-labilecek dikkat çekici bir nokta.
Freelander da bahsettiğimiz sürecin bir parçası. İlk versiyonuyla piyasaya çıkışının ardından Land Rover'ı dinamik ve biraz daha şehirli yapan model olmuştu. Ancak beklenen farklı noktalardaki hedefleri tam olarak yakalayamasa da bunun için ön zemin hazırladı. Ardından gelen Freelander 2 ise aslında transfer sezonun son anlarında heyecanla spor sayfalarım okuyan taraftarın beklediği, takıma orta sahada müthiş dinamik katacak bomba transfer gibiydi. Eskisine oranla büyük
bir değişim geçiren Freelander 2, öncelikle tasarımıyla çarpıcılığını gösterdi. Altyapısı ve kullanılan teknolojinin de daha yeni, dolayısıyla üst klasmana taşınması diğer öne çıkan unsur oldu. Bu doğrultuda otomobilin doğru bir hedefe gittiğini görebilirsiniz. Çünkü bu otomobili gerek marka gerek model olarak sıcak bulanların dışında kalanların da ısınması çok daha kolaylaştı.
Gerçekten Freelander 2'nin tasarı mıyla çok öne çıktığını söyleyebiliriz. Yaklaşık milenyumun başlangı
emdan beri otomobil üreticilerinin model gamındaki ürünlerindeki benzer tasarım anlayışının en iyi örneklerinden biriydi Freelander 2. Genele benzeyen ama farklılığını da çok net bir şekilde ortaya koyan endeı asil otomobillerden biri...
Dışarıdan içeriye tasarımı değer lendirirsek, ilk etapta hani sokak dilinde "tok" denir ya; işte bu bağlamda bir otomobil görüyoruz. Genel hatlarının içine kıvrak bir tasarım üslubuyla yerleştirilmiş detaylar kendini gayet net göster mesine rağmen akıcılığı bozmuyor. Otomobilin ön görünüşünde, orta ızgara bir tankın namlusu kadar hakim şekilde göze çarpıyor. Ancak asla o namlu kadar şekilsiz değil. Bilakis son derece majör bir estetik katkısı var. Dikdörtgen farlar, alt ızgarayı ve sis farlarını da yanma alarak ön görünümün puanını tam almasına neden oluyor. Yani bu aracın yüzü, güzelliğinin lokomo¬tifi... Profil hatlarına çerçeve olarak bakarsanız sıradan denebilir. Ancak bagajı kabinden ayıran sütunun asimetrisine dikkat edin. Tüm ışığı
değiştiriyor, elbette koyu renk camlar ve ön çamurluktaki estetik hava girişiyle birlikte. Arka görünüm ise sadelikle birlikte, tamponun üst çizgisindeki marjinal yapıyla göze hoş geliyor. Sonuç olarak genel stiliyle Freelander 2; uysal, genel kabul görecek hatlara sahip. Fakat
sportif ifadesi ve dinamik duruşuyla gerçekten çok genç de gözüküyor. Ama dediğimiz gibi muhafazakar yapısını da koruyan olgun duruşa da sahip, ikisini barındırmanın nasıl bir açıklaması olmalı? Acaba buna her yaşta genç kalmak denebilir mi?